CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye Belediyeler Birliği ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki soruşturma kapsamında tutuklandı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali ardından gözaltına alınıp tutuklanmasına milyonlar tepki gösterdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tutuklanmasının ardından İstanbullulara ve tüm Türkiye’ye çağrı yaptı. İmamoğlu “Oyunuzu kullanın Saraçhane’de e diğer illerimizde demokrasi meydanlarında buluşarak sesinizi yükseltin” dedi.
Halk İmamoğlu’na oy vermek için sokaklara döküldü.
Ekrem İmamoğlu’na destek için üniversiteler miting alanlarını doldurdu ve İstanbul’un dört bir yanında yürüyüşler yaptı.
Ancak, medyada üniversite protestoları yer bulmadı, sansür uygulandı.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cezaevi şartları ve Silivri’deki yaşam koşullarının ayrıntıları gündeme geldi.
Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk “İmamoğlu’nun cezaevi günleri böyle geçecek” başlıklı yazısında İmamoğlu’nun cezaevi koşullarını kaleme aldı.
Saygı Öztürk’ün yazısı özetle şöyle:
“Silivri’de cezaevi yerleşkesinde 8 cezaevi bulunuyor. Bu cezaevlerinin ayrı bir bölgesinde “Kapalı ve Kadın Cezaevi” yazıyor. Yani bu cezaevinin numarası yok. Üzerinde yazılı olmasa bile 9 numaralı cezaevi olarak biliniyor. Ziyaretçiler için en zoru bu cezaevinin yerini bulmak. O cezaevinin son konuğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınan Ekrem İmamoğlu oldu. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ gibi, İmamoğlu’nun da ziyaretçisi çok olacak, görüş odalarında sıkça karşılaşacaklar.
Ekrem İmamoğlu’nun, cezaevine konulduğu saatlerde adına, cezaevi kantin hesabına para yatırıldı. Bu paradan televizyon, buzdolabı, su ısıtıcı, semaver alınacak, bunun için yapılacak harcamanın dışında İmamoğlu da diğer tutuklu ve hükümlüler gibi haftada en fazla 3 bin 500 liralık kantinden alış-veriş yapabilecekti. Hangi gazeteleri almak istiyorsa o gazetelerin bir aylık parası da hesaptan peşin alınıyor. Gazeteler günlük olarak abonelerin odasına sabah sayımından sonra bırakılıyor.
Eğer tutukluluk dönemi uzun sürerse İmamoğlu’na yine kantinde satılan saç - tıraş makinası, saç kurutma makinası da gerekecek. Yazın ise vantilatör satışı da yapılıyor. Bunlar için harcanan elektriğin parası da mahkumun hesabından alınıyor. Cezaevinde berber bulunmuyor. Tek kişilik odada mahkum, saçını kendisi makinayla kesmek zorunda kalıyor.
İmamoğlu, tek kişilik odada kalıyor. Tek kişilik odaya daha çok ağır suçlular, can güvenliği konusunda hassasiyeti olanlar, organize suç örgütü liderleri konuluyor. Yönetim, İmamoğlu’nun tek kişilik odada kalmasını uygun buldu. İleride bu durum belki değişebilir.
Semaver de cezaevinin olmazsa olmazıdır. Çünkü, bazı yemekler semaver içinde yapılıyor. Dışarıdan cezaevine yemek sokulmaz. Cezaevinde yapılan tatlılar bayram döneminde kantinde satılır. Ramazanda bazı günler mahkumlara pide veriliyor. Ama dört kişi için verilen bir pideyle kim doyacak?
Cezaevlerinde yönetmelikte olmasına rağmen cam bardak kullanılmıyor. Daha önce cam su bardağı, cam çay bardağı cezaevlerinde bulunurken, yaşanan bazı olumsuzluklar nedeniyle bunlar büyük ölçüde kaldırıldı, yerine sert plastik ya da mika bardak kullanılıyor.
Cezaevlerinde mahkum için olmazsa olmazların başında televizyon geliyor. Hele siyasetçi tutuklu ve hükümlüler için televizyonun yeri daha farklı oluyor. Ancak hangi televizyon kanallarını izleyebilecekleri konusuna ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Örneğin birçok mahkum, Sözcü TV istemesine rağmen bunlar yerine ya getirilmiyor ya da düzeltilecek diye oyalanıyor. Hangi televizyonların izlenebileceğine “İdari Gözlem Kurulu” karar veriyor.
Cezaevine istediğiniz kadar kıyafet sokmanız da mümkün değil. İki iskarpin, üç spor ayakkabınız olabilir. Odanızda en fazla 30 parça kıyafetiniz bulunabilir. İç çamaşırı sayısında ise bir kısıtlama yok. Kantinden iç çamaşırı edinilebildiği gibi dışarıdan gelen yakınlarınız da iç çamaşırı getirebiliyor. Ancak, bunlar verilmeden önce örneğin dedektör köpeklerin kontrolünden geçiriliyor. Şüpheli durumda içinde emdirilmiş uyuşturucu olmaması için yıkanıyor.
Tutuklu ya da hükümlü, cuma günleri sayımdan sonra dilekçe yazıp kantinden neler istediğini yazıyor. İstekleri, belirli günlerde bloklarda bulunan mahkumlara teslim ediliyor. Domatesinden biberine, elmasından muzuna kadar hemen her türlü talepler yerine getiriliyor. Bunların kâr oranı yüzde 8 ile 10 arasında değişiyor. Tüm bunların parası, mahkumun kantin hesabından kesiliyor. O hafta içinde harcayacağı para 3 bin 500 lirayı kesinlikle aşmıyor. Talepleri 3 bin 500 lirayı aşıyorsa, ürün için parasının yetecek kadar olan kısmı teslim ediliyor.”