Napolyonun yıllar önce söylediği 'para para para' sözcüklerinin yerini değiştirsek hiç de hata yapmamış oluruz değil mi?
Malumİ; Dünyanın yüzde 71 i suyla kaplı. İnsan vücudunun ise yüzde 60 kadarının ve de beynin de yüzde 75 'inin su ile kaplı olması aslında suyun ne kadar da önemli olduğunun bir göstergesi değil mi?
Araştırmacılara göre Dünyamızdaki suyun yüzde 97 'sinden fazlası insanların kullanımına uygun olmayan sudan oluşuyor. İçilebilir tatlı suyun oranı ise sadece yüzde 3 . Ve temiz suyun da büyük bir bölümü kutuplarda.
Türkiyemizin ise su kaynakları konusunda pek de zengin olduğu söylenemez aslında.
Özellikle tarım alanlarının inşaatlara açılması ve artan betonlaşma nedeniyle toprak varlıklarımızın üstünü örtmemiz de küresel ısınmanın nedenlerinden biri.
Su varlığımızın azalması aslında tarımsal üretimi ve oradan da gıda ve hayvan varlığımızı azaltan ve de fiyatlarını tırmanmasına neden olan faktörlerden biri. Elbette ithalata dayalı büyüme stratejimiz de bir başka hatamız. Ekonomisinin yüzde yetmişi dolarize olmuş bir ülkede artan ve artacak lojistik maliyetleri nedeniyle de artık ucuz ürün üretmek ve de tüketmek bir hayal oldu.
Bu hafta içinde Dünya Gıda Gününde hep bu konu gündemdeydi ve sloganda haklı olarak
'Su Hayattır, Su Gıdadır- Kimse Geride Kalmasın'
- Gıda üretimini tehdit eden en büyük silah; Kuraklık...
- Sürdürülebilir gıda güvenliği için suyu tasarruflu kullanmak zorundayız.
2019 dan bu yana 122 milyon kişinin daha açlığa itildi.
Ve şu anda yaklaşık 735 milyon insanın açlıkla karşı karşıyadır.
Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik,
16 Ekim 'Dünya Gıda Günü' nedeniyle önemli açıklamalarda bulundu.
Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yıl için yayınladığı ' 2023 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Son Durumu' Raporu incelediğimizde; Dünyada yaşanan Covid-19 ve sonrasında ortaya çıkan savaş ile iklim değişikliklerinin de etkisiyle 2019'dan bu yana 122 milyon kişinin daha açlığa itilmiş olduğunu görüyor ve şu anda yaklaşık 735 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu öğreniyoruz.
FAO; Küresel gıda güvenliğini sağlayabilmek için 2050 yılına kadar tahminen yüzde 60 daha fazla gıda üretilmesi ve bu üretimin de doğal kaynakların korunarak yapılmasını dile getiriyor, ancak daha fazla gıda üretiminin açlıkla mücadelede sorununu çözmeyeceğini ve gıdaya erişimin de önemli olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Dolayısıyla açlıkla mücadelede üretimin artırılması kadar gıdaya erişim de önemli olduğu bir dönemden geçiyoruz'
Gıda üretimini tehdit eden en büyük sorunlardan biri; kuraklıktır. Son yıllarda ülkemizde yaşanan kuraklık ve bunun tarımsal üretime olan etkileri konusunda farkındalık oluşturmak gereklidir. FAO rakamlarına göre 2025 yılına kadar 1 milyon 800 bin insanın mutlak su kıtlığı olan ülke veya bölgelerde yaşaması bekleniyor. Ülkemizin de içerisinde bulunduğu Doğu Akdeniz havzasında bulunan bazı ülkeler kuraklık riski ile karşı karşıyadır. Ülkemizde toplam tatlı su miktarının yüzde 70'i tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Son yıllarda tarımsal üretimimizi olumsuz düzeyde etkileyen kuraklıklar, düşen yağış miktarının azalması özellikle yoğun bir şekilde yer altı su kullanımına neden olmuş, bazı göllerimizde sular çekilmiş, sulak alanlarımızın bir kısmında su seviyesi azalmış, bir kısmı ise kurumuştur. Bu tablo gıda üretimi açısından oldukça sıkıntı verici bir durumdur' dedi. Gıda güvencesini ciddi manada tehdit eden kuraklığa karşı alınması gereken tedbirler;
1.Sulama suyunda tasarrufa gidilmesini, su kullanımının çok önemli olduğu tarımsal üretimde alternatif yöntemlerin geliştirilmesi gereklidir,
2.Tarımda suyun daha verimli kullanımını sağlayan yüzde 65'lere varan oranlarda su tasarrufu yapan basınçlı sulama sistemleri hızla yaygınlaştırılmalıdır.
3.Topraksız tarım uygulamaları, kurağa dayanıklı az su isteyen veya sulanmadan yetişebilen kültür bitkilerine ilişkin çalışmalar bir an evvel sonuçlandırılarak çiftçilerimize ulaştırılması sağlanmalıdır.
4. Hayvancılığın ihtiyacı olan kaba yem üretiminde kuraklığa dayanıklı, daha az su tüketen korunga, buğday, arpa, darı, yulaf gibi yem bitkilerinin üretimi teşvik edilmeli, kuraklığa dayanıklı olan yem bitkileri ile ilgili çalışmalar araştırma kuruluşlarınca yapılarak yetiştiricilere gerekli tavsiyelerde bulunulmalıdır.
Aynı zamanda bir Ziraat Mühendisi olan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap SEÇER'in zaman zaman tasarruflu su kullanımı için yaptığı uyarıları çok değerli bulduğumu belirtirken çok daha farkındalık yaratacak ve hatta Türkiyeye örnek olacak yeni girişimlerini de bekliyorum. Mesela Mersinde yapılacak bir SU ÇALIŞTAYI bu konuda atılacak önemli bir adım olabilir. Mersin, bir çok konuda ilkleri başaran bir şehir olarak artık daha vizyoner projelerle Türkiyede ses getirecek bir hamlelerde bulunmalıdır.
Ferudun GÜNDÜZ, CMC
Yönetim Danışmanı
0532 625 64 51