İnsanların kendi düşünce sistemlerinde yarattıkları yıkılması güç kalıplar…
Gerçek olana karşı ayak diremeler…
Doğru olanın bilinmesine karşın var olan konfor alanının içinden çıkamamak…
Batı dünyasının ilk yükseköğretim kurumu olan Akademi’nin kurucusu olan Filozof Platon’un mağara alegorisi yüzyıllar öncesinden insanlığın durumunu gözler önüne sermektedir.
Platon, milattan önce 387 yılında kurduğu akademi ile bilim adamları ve filozoflar ile yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal kavgalarından uzaklaşarak felsefe ile uğraşmıştır. İnsanların düşünce dünyasında yaşadığı yanılsamaları daha iyi anlatabilmek amacıyla alegori yöntemiyle yani asıl kavramı öykülerle açıklama yoluna gitmiştir. Bunlardan biri de mağara alegorisidir.
Mağara alegorisinde anlatılana göre; mağaranın derinliklerinde sırtları mağaranın girişine yani aydınlık kısmına gelecek şekilde elleri, ayakları ve boyunları bağlanmış şekilde oturan insanlar bulunmaktadır. Bu insanlar çok uzun süredir burada yaşamaktadır. İnsanların sırtlarının arkasında bir duvar ve bu duvarın arkasında da yanan büyük bir ateş bulunmaktadır. Duvarın arkasında konuşan, ses çıkaran ve ellerinde çeşitli figürler, kuklalar taşıyan insanlar vardır. Çocukluklarından beri mağarada bağlı olan insanlar ateşin aydınlığı sayesinde duvarın arkasından karşılarına yansıyan gölgeleri görmekte ve çıkarılan sesleri duymaktadır. Platon’a göre mağaraya zincirlenmiş olan bu mahkûmların bilgi birikimleri ancak mağara duvarına yansıyan gölgeler ve sesler kadardır.
Bir gün mağarada yaşayan mahkûmlardan biri bütün zincirlerinden kurtulur. Mağaradan çıkmayı başaran bu insan mağaranın dışında yeni bir gerçeklik ile tanışır ve duvarda gölgelerini gördüğü nesnelerin gerçek olmadığının farkına varır. Bunu mağaradaki arkadaşları ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Mağaradaki arkadaşları ise mağaranın dışında farklı bir gerçeklik olduğuna inanmazlar ve bu insanlara mağaranın dışındaki gerçekliği aktarabilmenin mümkün olmadığını görülür.
Hikâyede yer alan mahkûmun dış dünyaya olan bu çıkışı tıpkı insanların alışkanlıklarını terk etmesi gibi çok zor bir süreçtir. Dışarıda ne görürse görsün, eski gördükleri ona daha gerçekçi görünmeye devam etmektedir. Dışarıya çıkmayı başaran bu tutsak, kendisinden beklenen değişmeyi gerçekleştiremezse ya da gerçek dünyayı algılayamazsa belki de mağaraya geri dönmeyi isteyecekti. Fakat mağara dışında kalmayı başaran mahkûm nesnelerin kendisini, gökyüzünü, yıldızları görmeyi başarır ve gerçek ışık kaynağı olan güneşin farkına varır.
Platon’un mağara benzetmesinde geçen mağara; bizim duyular dünyası ile algıladığımız dünyadır; mağaranın dışı ise asıl formların bulunduğu yani Platon’a göre idealar dünyasıdır. Mağarada mahkûm olan insanlar; yanılsamaya kapılmış ve sorgulamadan yaşamlarını sürdüren insanları tasvir etmektedir. Mahkûmlara gösterilen gölgeler; insanların içinde bulunduğu kültür tarafından anlatılan ve sorgulanmadan inanılan anlatılardır. Mahkûmların arkasında yanan ateş; geçici ve sahte olan aydınlıktır; mağaradan çıkmayı başaran insan ise filozoftur. Mağaradan kurtulmak ise aydınlanmak yani idealar dünyasına ulaşmak anlamına gelmektedir. Dışarıya çıkan mahkumun mağara hakkında düşünmesi; filozofun arzuların kurtularak, mağara içerisindeki insanların durumuna üzülmesidir. Bu üzüntü sonunda mağaraya dönen mahkûmun gördüklerini anlatması; filozofun hissettiği sosyal sorumluluk hissidir. Anlattıklarından dolayı mağaradaki mahkûmlar tarafından tepkiyle karşılanması; başka dünya ihtimallerine karşı olan ve yanılsamalarla yaşayanların verdiği tepkidir. Mağaradaki mahkûmlar için gölgeler neyse bizim bu dünyada değer atfettiğimiz ve vazgeçemediğimiz bilgilerimiz de odur. Mağaraya girip çıkarken yaşanan körlük hali ise aydınlık ve yanılsama arasındaki geçişe alışılması gerektiğini simgelemektedir. Son olarak güneş, gerçek temsil eder ve ancak onun sayesinde görmek mümkündür.
Platon, mağara alegorisinde ortaya koymuş olduğu bu benzetmeyle; tıpkı mahkûmların ışığı görmek için zincirlerinden kurtularak ayağa kalkması ve geriye dönmesi gerektiği gibi ruhumuzun da körlüğe neden olan aldatıcı nedenlerden uzaklaşarak gerçeklik dünyasına dönmesi gerektiğini söylemektedir.
Ünlü filozof yüzyıllar öncesinden insanlığın durumunu da gözler önüne sererek insanların nasıl yanlış fikirlere sahip olduklarını göstermektedir. Son olarak, insanları bu yanılsamalarla yaşamaya mahkûm eden toplumlar yerinde saymaya mahkûmdurlar.
KAYNAKÇA:
2- https://www.ilimge.com/platonun-magara-alegorisi
3- https://www.artlocalist.com/kultur-ve-sanat/platon-ve-magara-alegorisi-idealar-anlayisi