'Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum.
Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olarak vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen manileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.
Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din, ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve iş birliği çağı geçecektir.' (27/Mart/1933)
Hani o;
'Atatürkçüyüz,' diyerek övündüğümüz kurucu liderimiz, Cumhuriyetin köklerini yüzyıllarca sökülemeyecek kadar sağlam kılan, dostun/düşmanın saygı duyduğu Mustafa Kemal Atatürk söylemiş bu sözü… Yüzyıl sonrasını gören yani…
Son olarak Filistin direnişi, bu GERÇEKÇİ görüşü bir kez daha anımsattı bize.
Yetmiş beş yıldır süren ezilmişliğin, itilmişliğin, kırılmışlığın isyanın, nihayet ve SİLAHLA direnişe geçtiğinin somut gerçeğini yaşıyoruz…
Filistin topraklarını işgal ederek, onları adım adım dışlayarak, işgalini ZORLA ve SİLAHLA katliamlar yaparak, ABD'nin piyonu olan İsrail, hak ettiği şamarı yemeye başladı…
Irak'ın, ABD'ye, askerlerini çekmesini isteme ültimatomu, İran'ın, on yıllardır süren AB-D yaptırımlarına direnişi, Suriye'nin tüm yoksunluklara rağmen ABD'ye direnişi, Avrupa'nın göbeğindeki Macaristan direnişi, Türk İslam Devletlerinin Kıbrıs'ı öncelikle konuk olarak kabul etmeleri, Abhazya'nın KKTC'yi tanıma isteğini açıklaması, Azerbaycan'ın Karabağ zaferi, Orta ve Güney Afrika ülkelerinin Fransa ve İngiltere'ye karşı başkaldırıları…
Mustafa Kemal Atatürk, yüz yıl öncesinden görmüş bu manzarayı…
İşte tam da anlatmak istediğimiz bu!
Çocuklarımıza güzel günler bırakacağız…
Ve torunlarımıza…
Hayal değil ya da uçuk istekler veya olamayacaklar / gerçekleştirilemeyecekler değil…
İnsan hayatı için uzun, ancak toplum hayatı için kısacık ütopyalar bunlar…
Yeter ki İNANALIM/GÖRELİM/DOĞRU TESPİT YAPALIM!
Günü birlik değil on yılları hatta yüz yılı esas alarak düşünelim!
Veeee elimizi, gerekirse vücudumuzu taşın altına koyma kararlılığını gösterelim!
Yine Atatürk'ün tespitiyle noktalayalım;
'Bugün günün doğduğunu nasıl görüyorsam uzaktan, bütün şark milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum…'
Atatürk gibi düşüneceğiz ve O'nun gibi göreceğiz…