Şeker Bayramlarından şimdiye kadar yaşadıklarım, genellikle şeker tadında geçti. Sıkıntıların bir süreliğine de olsa bir kenara bırakıldığı, insanların birbirlerini sevgiyle kucakladığı günler oldu Ramazan, halk arasında daha yaygın olarak kullanılan adıyla Şeker Bayramları…
Siyasi iktidarın yirmi yılı aşkındır toplumu kutuplaştırma, insanları birbiriyle karşı karşıya getirme olasılığını içeren politikalarına, son yıllarda uygulanan ve çalışanların, emeklilerin makyajlı istatiksel verilerle bile gizlenemeyen yoksullaşmasına rağmen bayramlar nefes alınan zaman dilimleri oluyordu.
Yıl be yıl artan siyasi baskıların, insanların adalet duygusunu zedeleyen, ülkemizdeki adalet kurumuna güveni sarsan kararların, hukuki güvencenin zayıfladığına dair gelişen inancın insanları keman teli gibi gerdiğini her gün gözlemlemek mümkün. Bunun yanı sıra yurttaşın siyasi iktidar tarafından önemsenmediğine dair duygularını besleyen davranışları, yoksullaşmanın gündelik hayatı derinden etkilemesi bu gerginliği daha da arttırdı.
Üstüne İstanbul’da son üç yerel seçimde siyasi iktidarın adayı karşısında seçimi kazanmış İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun vicdanları ikna etmeyen gerekçelerle tutuklanması, ilçe belediye başkanlarının, belediye bürokratlarının da tutuklular kervanına eklenmesi, insanlarda verdikleri oyların da önemsenmediği düşüncesini güçlendirdi.
CHP’nin siyasi önderliğinde, birçok siyasi partinin, sendikanın, demokratik kuruluşun, sivil toplum örgütünün katılımıyla toplumsal gerilim, enerjisini anayasadan aldığı hakla sokak ve meydanlarda siyasi protesto şeklinde davranışa dönüştürdü, buna siyasi talepler de eklendi. Halk demokrasi mücadelesinin sandıkta oy kullanma yanı sıra kamusal alanlarda protesto ve taleplerle de sürdürüldüğünü anımsadı.
Halk, ülkemizin birçok kentinde, kasabasında verdiği oyuna sahip çıkmakta, hak, hukuk, adalet sloganlarıyla cadde, sokak ve meydanları doldurmakta, seçim sandığının bir an önce önüne konulmasını istemektedir.
Tamamen barışçıl bir şekilde hiçbir şiddete başvurulmayan bu gösterilerde gençler de yaratıcılıkları ve enerjileriyle yer almaktalar.
Gençlerin dinamizminden ve heyecanından bazı büyük kentlerde bazı emniyet güçleri rahatsız olmuş olsa gerek ki orantısız güç uyguladıkları sosyal medya görüntülerine yansıdı.
Hemen her siyasi iktidar döneminde olduğu gibi günümüzde de geleceğimiz olan gençlerin kendilerini ifade etmelerine tahammülsüzlük kendini göstermiş oldu.
Bununla kalınmayıp birçok genç gözaltına alınıp bir kısmı sorgularından sonra tutuklandılar. Bayramı anne babaları, kardeşleri ve sevdikleriyle birlikte kutlayamadılar, birlikte bayram sevinci yaşayamadılar.
Gençlerimize yine hak ettikleri hoşgörüyü gösteremedik.
Onlar tatsız bir bayram geçirdiler…
Bu bayram, onlarsız tatsız bir bayramdı…