Ekonomik krizin de tetiklediği gelecek kaygısıyla gösterilere katılan gençler toplumun büyük bölümünü saran umutsuzluk girdabını umuda dönüştürdü..
‘Yeni kuşak toplumsal sorunlara duyarsız’ tezlerinin aksine, 68-78 kuşaklarından sonraki en güçlü toplumsal hareketi başlatan yeni gençliğin kendisine özgü tarzı, bilinen kalıplara sığmayan, üstelik büyük çoğunluğuyla şiddetten uzak, mizaha yakın davranışları dikkat çekici..
BBC yorumunda şöyle tanımlıyor İmamoğlu göz altısıyla başlayan gösterilerde yer alan gençleri:
"-ellerinde biber gazına karşı süt dolu pet şişeler var.
-Yer yer topluca marşlar söylüyorlar, yer yer zıplıyorlar.
-İktidara tepkililer ama CHP'yi eleştirmekten de çekinmiyorlar."
Gerçekten de CHP onları mitinglere çağırırken asıl onlar CHP' yi sahada daha aktif olmaya zorluyor...
'Özgür bizi Taksim' e götür' derken de çok samimiler..
Bu gençler Gezi olaylarında henüz çocuktular, gittikçe artan baskıyla büyüdüler ve şimdi başlattıkları eylemlerin büyük dalgalara yol açacağının, bugünden sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının bilincindeler...
Yıllardır CHP mitinglerinin 'beyaz Türklerden oluşan laik teyzelerle, laik amcalardan oluşan 'Beyaz Türk' ağırlıklı profilinde yer alanlar bu yeni yüzleri ve dile getirdikleri yeni söylemleri şaşkınlık soslu ilgiyle izliyorlar...
Saraçhane' de toplananların arasındaki bir genç kızın taşıdığı 'çapulcuların çocukları büyüdü' pankartı aslında gelmekte olan derin dalgayı özetliyor...
Çok farklı görüşlere sahip olmaları, nasıl olup ta bir araya geldikleri sorusunu akla getirse de yanıt özünde yalın bir gerçeği yansıtıyor:
Onlar iktidara ve mevcut düzene karşılar…
Siyasi kimliklerin dar kalıplarına hapsolmuş değiller..
Zafer Partili ile kendisini Komünist olarak tanımlayanlar küçük bir kesimi oluşturuyor, çoğu bugüne kadar herhangi bir örgütlenme içinde yer almamış, bir bölümü de hayatında ilk kez eyleme geldiğini söylüyor..
Ancak bu çok renkli, çok sesli doku, geldikleri eylem alanında kol kola girip ortak slogana eşlik etmekte tereddüt etmiyorlar…
Daha da önemlisi, biz 68’liler ve bizden sonraki 78 kuşağından farklı olarak kavga etmiyor, birbirlerinin boğazına sarılmıyorlar…
Geçmişten farklı olarak haberleşme ve organize olmada bilişim aygıtlarından özellikle de kurdukları whatsapp gruplarından etkin biçimde yararlanıyorlar..
Sloganları ve söyledikleri marşlar o kadar geniş bir yelpazeden kaynaklanıyor ki, bizim gibi sol ya da sağ mücadele geleneğinden gelenlerin en azından ilk duyduklarında sindirmeleri kolay değil…
Çok heyecanlılar.
Bir anda zıplayarak "Zıplamayan Tayyip' tir" diye bağırıyor, ardından ‘faşizme karşı omuz omuza’ sloganı atıyorlar…
‘Mustafa Kemâlin askeriyiz’ sloganını ‘İzmir’ in dağlarında çiçekler açar’ ezgisiyle sürdürüyorlar…
10. Yıl Marşı'nı söyleyen de onlar, 68-78’ lilerin yeri göğü inleten ‘Gün doğdu hep uyandık, siperlere dayandık’ haykırışıyla yeri göğü inletenler de…
Polis kameralarına karşı tanınmamak için yüzlerini kapatıyor ama cep telefonlarıyla bol bol selfie çekmeyi ihmal etmiyorlar…
Meydanlara inmelerinin nedenleri arasında ‘gelecekle ilgili duydukları kaygılar’ öne çıkıyor…
‘Çözüm sandıkta değil, sokakta’ sloganıyla aslında 50-60 yıl öncesinde ülkenin dört yanındaki dağa taşa ‘umudumuz Ecevit’ yazan gençliği yitirip statükoya teslim olmuş CHP’ nin yönetici elitini de zorluyorlar…
Genel Başkan Özel’ i, hep bir ağızdan ‘Özgür bizi Taksim’ e götür’ sloganlarıyla harekete geçirmeye çalışırken CHP’ nin yeterince aktif olmadığından ve cesur hamleler yapamadığından şikâyetçiler…
Ve BBC muhabirinin ‘korkmuyor musunuz?’ sorusuna verdikleri yanıt geldiğimiz süreci bir cümleyle özetliyor aslında: ‘Hiçbir güvencemiz yok ki’…